Politika:

Davutoğlu: 2 Terör örgütlerine yönelik operasyon Biz Türkiye'yi hedef alanları hedef alıyoruz. Birisi Türkiye'yi hedef almamışsa biz onu hedef almayız Türkiye'de 13 yıl içinde bir başarı hikayesi yaşandı. Bu başarı hikayesi DAEŞ ideolojisinin antitezi. DAEŞ onun için Türkiye'yi hedef olarak görüyor. Bu başarı hikayesi sürerken, çoğulculuğu reddeden bir ideolojinin zemin bulması çok zor Kimin hakkı var baraj inşaatına giden tırları yakmaya? Bu haberleri kanıksayan bir ortam oluşturmaya başladılar. Askerlerimize, polisimize saldırmaya başladılar. Bunlar yokmuş gibi Türkiye durduğu yerden bir operasyon başlatmadı

ANKARA (AA) - Başbakan Ahmet Davutoğluterör örgütlerine yönelik operasyonlar kapsamında "Biz Türkiye'yi hedef alanları hedef alıyoruz. Birisi Türkiye'yi hedef almamışsa biz onu hedef almayız" diye konuştu. 

Başbakan Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nden katıldığı A Haber ve ATV'nin ortak canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Davutoğlu, Beşar Esed'in Suriye ordusunda insan kaynağı sıkıntısı yaşadıklarına yönelik açıklaması ve Salih Müslim'in PYD'nin Esed rejiminin ordusuna katılacağı yönündeki açıklamasının sorulması üzerine "Esed'in bu hem bir itirafı hem de acziyetini ortaya koyan bir resim. Bir ülkenin devlet başkanı ülkeyi korumak için koruyacak asker, insan unsuru bulamıyorum diyorsa bu şu demektir, o devlet başkanı o ülkenin insan unsurunu o ülkenin koruması için ikna edemiyor demektir. Bir ihtimal bu. İki, artık onu koruyacak iradede, psikolojik motivasyonda bir ordu yok demektir" dedi.

- "Halkıyla savaşan hiçbir ordu ayakta kalamaz"

Esed'in Suriye ordusunu yanlış bir savaşın içine soktuğunu dile getiren Davutoğlu, "Kendi halkıyla savaşan hiçbir ordu ayakta kalamaz" diye konuştu. 

Davutoğlu, 2011 yılının Ağustos ayında Esed'i son kez ziyaret ettiğinde kendisine, "Ordunuzu da halkınızı da tanırsınız. Ordunuzu halkınızın karşısına çıkarmayın, böyle bir mücadelenin galibi olmaz. Halkıyla savaşan hiçbir ordu başarıya ulaşmaz. Ordunun orada etnik ve mezhebi ayrışma temeli var. Halkın yüzde 12'sini temsil eden nüfus, orduda yüzde 85'i üst düzeyde temsil ediyorsa bunun başarı olma şansı yok" dediğini anlattı.

"Bunu çok anlatmaya çalıştık ama dinlemedi" diyen Davutoğlu, Esed'in, onbinlerce askerin ölümüne, yüzbinlerce Suriyelinin ölümüne, milyonlarca Suriyelinin yurdunu terketmesine yol açan bir savaşın müsebbibi olduğunu kendisinin de kabul etmiş olduğunu vurguladı.  

Her halükarda bu ifadenin, "Esed döneminin bittiği" anlamına geldiğinin altını çizen Davutoğlu, "Bir an önce Suriye'de halkın meşruiyetine sahip, halktan gücünü alan, halkın temsilcilerinin ülkeyi koruduğu, ülkenin bütün halkını kuşattığı bir yeni siyasi döneme geçmek gerekiyor" diye konuştu. DAEŞ'in Suriye'de zemin bulmasının sebebinin de bu şartlar olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, terör örgütlerinin ortadan kalkması için Suriye'de yeni bir siyasi anlayışın ortaya çıkması gerektiğinin altını çizdi. 

PYD'nin Suriye rejimi ile olan işbirliğini bildiklerini dile getiren Davutoğlu, "Birçok kereler bu işbirliğini terk edeceklerini ifade ettiler. Böyle bir işbirliğinin işareti anlamına geliyorsa yanlış bir yoldur. Bunun sonu yok. Zaten 28 Mayıs'ta da DAEŞ, PYD ve rejim unsurları Haseke'de ılımlı muhalefete karşı bir toplantı yaptıkları istihbaratını daha önce paylaşmıştık. Esed rejiminin Suriye'ye huzur getiremeyeceğinin bir işareti de bu açıklamalardır aslında" dedi. 

- "Bu başarı hikayesi, DAEŞ ideolojisinin antitezi"

Davutoğlu, bütün terör örgütlerinin kurulu yapılarla problemi olduğunu ama DAEŞ'in Türkiye ile sıkıntısının birkaç boyutu olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

"Birincisi ideolojik farklılık. Türkiye öyle bir örnek ki, AK Parti siyasi konjonktürde öyle bir örnek ki demokrasiyle İslam'ı, birçok farklı etnik, mezhebi, dini kimliklerin bir arada yaşatılabileceğinin canlı örneği Türkiye. Başka da çok fazla örnek yok. Bunu da savunan en güçlü siyasi hareket AK Parti hareketi. İslam dünyasına bugün baktığınızda ya totaliter rejimler var ya kaos var. Çok az ülkede Endonezya, Malezya, Türkiye gibi hem demokrasi hem çoğulculuk hem ekonomik kalkınma bir arada yaşanabiliyor. Pakistan'ın ne çileli günler geçirdiğini hepimiz görüyoruz terörle mücadelede. Birçok ülkede bunlar yaşanıyor. Arap dünyasında ise Arap Baharı sonrasında çok ciddi devletlerin çökmesi süreci yaşanıyor ki bu hepimiz için bir tehdit."

Türkiye'de son 13 yıl içinde bir başarı hikayesi yaşandığını kaydeden Davutoğlu, millet ile devletin, geleneksel değerler ile modern değerlerin, ekonomik kalkınma ile sosyal refahın buluştuğu bir başarı hikayesi olduğunu dile getirdi. 

Bu başarı hikayesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı almasından bu yana devam ettiğini ifade eden Davutoğlu, "Bu başarı hikayesi DAEŞ ideolojisinin antitezi. DAEŞ onun için Türkiye'yi hedef olarak görüyor. Bu başarı hikayesi sürerken, çoğulculuğu reddeden bir ideolojinin zemin bulması çok zor" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin bölgesel istikrarın en önemli garantisi ve en önemli teminatı olduğunu belirten Davutoğlu, "DAEŞ, bölgede kaos çıkarmak istediğinde Türkiye'nin istikrarı koruyan yönü itibariyle bir tehdit oluşturuyor" diye konuştu.

Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye içinde toplumun geniş kesimlerine ve ılımlı muhalefete dayalı bir dönüşüm öngörürken, DAEŞ'in bütün bir Suriye toplumunun önce ayrışmasını sonra bir dogmatizm içinde çoğulculuğa izin vermeyen bir yapıyı savunduğuna dikkati çekti. 

DAEŞ'in Türkiye ile ideolojik ve stratejik farklılaşması olduğunu söyleyen Davutoğlu, "Bu çerçevede Türkiye'yi bir tehdit olarak görmesi, bizim de onu bir tehdit olarak görmemiz doğal bir sonuç" dedi. 

- "Halkımızı kaygılandıracak bir durum yok"

Irak savaşı ile birlikte başlayan ve 2011 yılından itibaren Mısır'da, Yemen'de, Libya'da, Tunus'ta, Suriye'de ve hatta Ukrayna'da benzer süreçler yaşandığının altını çizen Davutoğlu, "Bütün bu tablonun ortasında Türkiye bir istikrar adası olarak kalmayı başarabildi" şeklinde konuştu. Bunda en önemli güç kaynağının demokrasi ve toplumsal dokunun sağlamlığı olduğunun üzerinde duran Davutoğlu, "Yoksa çok büyük riskler ile karşı karşıyaydık" dedi. 

Davutoğlu, bazı terör olaylarının Türkiye'ye Suruç'ta olduğu gibi çok büyük acılar verdiğini ancak çok daha yaygın terör olaylarının engellenmesinde emniyet birimlerinin çok büyük başarılar sağladığını ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yoksa bu ateş çemberinin içinde Türkiye, bu kalkınmayı ve istikrarı sağlayamazdı. Şu anda da tabii birçok terör örgütü Türkiye'yi de hedef edinebilir, başka ülkeleri hedef edindiği gibi... DHKP-C'nin, PKK'nın geçmişte yaptığı eylemleri biliyoruz. Ulus saldırısı, Güngören saldırısı hep PKK'nın sivil halka karşı yaptığı terör faaliyetleriydi. Burada halkımızın kendi içinde sosyal dokusunu sağlam tutması, ülkemizin demokratik sisteminin iyi işlemesi ve güvenlik birimlerimizin profeyonelce bütün bu risklere karşı tedbir alması önemli. Halkımızı kaygılandıracak bir durum yok."

Son Suruç saldırısı sonrasında bütün emniyet birimleri ile gece boyunca ayakta kaldıklarını anlatan Davutoğlu, "Yeter ki vatandaşlarımız Türkiye'nin her yerinde rahat ve huzur içinde uyuyabilsinler. Yeter ki Türkiye'ye bu tür belaların buluşmasının önüne geçebilelim" şeklinde konuştu. 

- Gözaltına alınan bin 50 kişiden 50'si yabancı uyruklu

Şu ana kadar terör örgütlerine yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınan bin 50 şahıstan 50-60 kişinin yabancı uyruklu olduğunu açıklayan Davutoğlu, "Yurtdışında Türkiye hakkında 'IŞİD'e destek veriyor, yabancı savaşçılar konusunda gereken yapılmıyor' diye iddia edenler tamamıyla Türkiye hakkında bir algı operasyonu yapıyorlar" diye konuştu. 

Türkiye'nin yılda 40 milyonu aşkın turiste ev sahipliği yaptığını hatırlatan Davutoğlu, "Açık ve demokratik bir toplumuz, kapalı bir toplum değiliz. Yurtdışından çok sayıda yabancı uyruklunun Türkiye'de bulunmasından daha doğal bir durum yok. Ama bunları kabul ederken başka ülkelerde olduğu gibi isminde şu var, isimler üzerinden bir filtreleme yapamazsınız. Demokratik bir ülkede herkesin giriş ve çıkış şartları belli. Buna rağmen Türkiye yabancı savaşçılara karşı mücadele yürüttü, yürütmeye de devam ediyor. 10 bini aşkın yabancının ülkeye girişi yasaklandı. Binlerce yabancının Türkiye'den sınır dışı edilmesine karar verildi ve sınır dışı edildi" bilgisini paylaştı. 

- "Türkiye'yi hedef alanları hedef alıyoruz"

Türk uçaklarının sivilleri hedef aldığına yönelik iddiaların sorulması üzerine Davutoğlu, şöyle cevap verdi:

"Biz Türkiye'yi hedef alanları hedef alıyoruz. Birisi Türkiye'yi hedef almamışsa biz onu hedef almayız. Seçim sonrasında hükümeti kurma görevi almış bir başbakan olarak bu çalışmaları yürütmektense dönüp güvenlik operasyonlarını tercih etmiş olamam. Ne oldu Türkiye'de neler oluyor? 7 Haziran'dan bu yana PKK'nın giriştiği terör eylemi sayısı 281. Yani yaklaşık günde 6 terör eylemi gerçekleştirmiş. Biz olayları takip ediyoruz. Ben MİT, Emniyet raporlarını okumadan uyumam. Tam da 7 Haziran'dan sonra Türkiye'de iyi katılımlı, meşruiyeti güçlü bir meclisle, temsil bakımından, yeni bir döneme doğru hazırlanırken ve tansiyon düşmüş koalisyon çalışmaları yaparken, birileri bu dönemi terörün ve kaosun yaygınlaşması için fırsat olarak telakki etti. Sanki 'Türkiye'de bir geçiş yönetimi var etkin tedbir alamaz, şu ana kadar ki kazanımlarımızı daha da pekiştirelim' diyen bir zihniyet Türkiye'de terör olaylarını tırmandırdı."

- "Kimin hakkı var baraj inşaatına giden tırları yakmaya?"

Yeni seçilen milletvekillerinin koruculara rövanşist hesap sormaya kalktıklarını belirten Davutoğlu, bazılarının ise sınıra gidip meşru güvenlik birimlerine hesap sormaya kalktıklarını dile getirdi. Hergün tırların yakıldığını hatırlatarak bu tırların neden yakıldığını soran Davutoğlu, "Kimin hakkı var baraj inşaatına giden tırları yakmaya? Bu haberleri kanıksayan bir ortam oluşturmaya başladılar. Askerlerimize, polisimize saldırmaya başladılar. Bunlar yokmuş gibi Türkiye durduğu yerden bir operasyon başlatmadı" ifadelerini kullandı. 

Geçen hafta perşembe günü güvenlik birimlerinin tümünden brifing aldığını açıklayan Davutoğlu, "Ben sosyal trendleri, sosyo politik eğilimleri istismar etmek isteyen terör yapılanmalarının oluşturduğu tehdidi bir bütün olarak görmek gerektiğini düşünüyorum" dedi. 

Davutoğlu, DAEŞ, PKK ve DHKPC'nin bakıldığında ayrı terör örgütleri gibi görüldüğünü ancak her üçünün de Türkiye'nin bir sosyal kesimini istismar ederek teröre yöneltmeye çalıştığına dikkati çekti. DAEŞ'in ülkedeki kökleşmiş İslam anlayışı yerine ideolojik dogmatizmle mütedeyyin Sünni kesimleri teröre sevk etmeye çalıştığını dile getiren Davutoğlu, PKK'nın ise etnik bir ayrımla Kürt vatandaşları üzerinde terör estirmeye çalıştığını söyledi. DHKPC'nin ise Alevi vatandaşları istismar ederek kaosu tırmandırmaya çalıştığını belirten Davutoğlu, "Görünüşte bunların hedefleri ayrı gibi görülebilir. Ama üçünün anlayışında tek bir şey vardı 7 Haziran'dan sonra; 'Şimdi Türkiye'yi kaosa sürükleyebiliriz'" şeklinde konuştu.

(Sürecek)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

MHP lideri Devlet Bahçeli:Üzüntümüz çok...
MHP lideri devlet bahçeli 13 Mart 2016 günü Ankara da yaşanan terör saldırı ile ilgili bir basın açıklaması...

Haberi Oku