Gündem:

Kalp - Damar hastalıkları ülkemizde bir çok can alıyor. Bu hastalıkta mücadele etme yolları ve dikkat edilmesi gerkenlerle ilgili farkındalık yaratmak için 12 - 18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası olarak adlandırılıyor.

Kalp Sağlığı Haftasında Doc. Dr. Fuat Büyükbayrak kalp ameliyatları sonrasında beslenme düzeni ve karşılaşılan sorunlarla ilgili açıklamalarda bulundu. Büyükbayrak, "Günümüzde kalp ameliyatları ile sağlığına yeniden kavuşan kişilerde, ameliyat sonrasında yanlış beslenme şekli ve dikkatsiz yaşam tarzı gibi kalbi olumsuz etkileyebilen faktörlerle birlikte, kalp sağlığında yeniden sorunlar ortaya çıkabiliyor. Ameliyat sonrası düzenli ve disiplinli sağlık kontrolü en az ameliyat kadar önemli olurken, kişilerin yaşamında yapacağı değişiklikler hem kalbine hem de sağlığına oldukça iyi geliyor" dedi.

Büyükbayrak ayrıca ameliyat sonrasında by-pass damarlarında erken tıkınıklar söz konusu olabileceğine dikkat çekti. Büyükbayrak sözlerine şöyle devam etti; "Ameliyat sonrası kalp korunmayıp, özensiz davranıldığında by-pass damarlarında erken tıkanıklık gelişebilir. Bu bakımdan ameliyat sonrası kalp hastalığına yeniden yol açabilen alkol, sigara, kolestrol, yüksek tansiyon ve stres gibi faktörlere karşı kişinin kendini mutlaka koruması ve uzak durması gerekir".

Kalp ameliyatı sonrasında yeme içme düzeninine dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Büyükbayrak, "Çünkü cerrahi sonrası, en ufak bir sorun dikkate alınmadığında devasa boyutlara gelebilir. Ameliyat sonrası beslenme de yaraların daha çabuk iyileşmesi ve vücudun daha çabuk toparlanması için büyük önem taşır. Bu yüzden ameliyat sonrası kişinin özellikle yeme içme düzeninde değişikliğe gitmesi gerekir" dedi.

Kapalı ameliyatlar sonrasında oluşabilecek ritm bozuklukları hakkında hastaların bilgilendirilmesi gerektiğini açıklayan Büyükbayrak, "Diyetisyen danışmanlığında, tuzsuz beslenmeye dikkat edilmeli ve herhangi bünyeyi zorlayıcı diyetler yapılmamalıdır. Sıklıkla birlikte olan ritim problemleri nedeniyle hasta bilgilendirilmelidir. İlaç protokolü düzenlenmeli hasta uyumu takip edilmelidir. Ameliyat sonrası yaralar iyileştikten sonra duş alınmasında sorun yoktur. Beslenmede kırmızı etten uzak durarak, beyaz et ve özellikle balık tercih edilmelidir. Yağsız beslenmeye özen gösterilmeli, bol süt ve süt ürünleri tüketilmelidir. İlaç kullandığı için alkol kullanımı kesilmelidir. Bir egzersiz düzeni oluşturulmalı, yokuş olmayacak alanlarda her gün düzenli olarak yürüyüş yapılmalıdır" dedi.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bahadır Dağdeviren ise Kalp Sağlığı Haftasında 9 soruda kalp krizi hakkında bilinmesi gerekenleri şöyle açıkladı;

KALP KRİZİ NEDİR?
Kalp kasının bir bölümüne giden kan akımının aniden durması sonucu kalp krizi ortaya çıkar. Kalp krizi vakalarının büyük çoğunluğu aniden ve istirahat halindeyken oluşur. Bazen de kalp krizi, kalbin aşırı oksijene ihtiyaç duyduğu hallerde bu ihtiyacı kan damarlarının karşılayamaması sonucu oluşur. Bu durum ağır eforlarla örneğin kar kürürken, yokuş yukarı hızla koşarken oluşabilir.

TEHLİKE NE ZAMAN BAŞLAR?
Kalp vücuttaki diğer kaslar gibi bir tür çizgili kastan oluşur. Normal fonksiyon görebilmesi için kanla gelen oksijene ve besin maddelerine (glukoz ve yağ asitleri) ihtiyaç duyar. Kalbe kanı getiren damarlara koroner damarlar adı verilir. Bu koroner damarların herhangi birinde oluşan bir kan pıhtısı kan akımını aniden durdurduğunda, o bölgedeki kalp kası oksijensiz ve besinsiz kaldığı için normal fonksiyonunu göremez, yani kasılması bozulur.

Kan akımının kesilmesi 20 dakikadan fazla sürerse, o bölgedeki kalp kasında kalıcı bir hasar oluşur. Eğer bu süre 4-6 saati geçerse o koroner damar bölgesindeki kalp kası tamamen canlılığını yitirir. Bu yüzden kalp krizinde adeta zamanla yarışan bir çaba ile erken müdahale önemlidir. Bu gerçek anlaşıldığından beri gelişmiş kalp merkezlerinde kalp krizi geçirmekte olan hastaya acil koroner anjiyografi ve tıkalı damarı balon kataterle açma, ardından da tam açıklığı sağlayacak bir stent yerleştirme işlemi yapılmaktadır. Bu işlemin yapılamadığı veya geciktiği durumlarda ise pıhtı eritici özel ilaçlar kullanılmaktadır.

KALP KRİZİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Kalp krizi çoğunlukla istirahatte başlayan, daha nadir olarak da ağır bir eforla başlayan belirtiler verir. En tipik belirtisi olan göğüs ağrısı iki göğsün ortasında baskı tarzında ve yavaş başlayan ama giderek şiddetlenen bir ağrıdır. Bu göğüs ağrısı omuzlara, kolların iç yüzüne, sırta, alt çeneye ve karna doğru yayılabilir. Ağrıya nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, halsizlik ve solukluk eşlik edebilir.

Bu belirtiler kişiden kişiye ve hasar gören kalp kası bölgesine göre değişken şekillerde ortaya çıkabilir. Belirtiler vakaların çoğunluğunda tipik göğüs ağrısı ve eşlik eden belirtiler şeklinde olsa da, bir bölüm hastada üst karın bölgesindeki ağrı mide şikayetleriyle karıştırılabilir. Hatta alt çeneye vuran ağrı nedeniyle diş hekimine başvuran hastalarımız bile vardır. Ayrıca kalp krizi belirtileri özellikle şeker hastaları ve yaşlı hastalarda göğüs ağrısı olmadan da örneğin sadece bulantı, terleme, halsizlik ve nefes darlığı şeklinde ortaya çıkabilir.

KALP KRİZİNİ TETİKLEYEN ETKENLER NELERDİR?
Kalp damar hastalıkları (Koroner arter hastalığı) için tanımlanmış risk faktörleri aynı zamanda kalp krizi geçirme riski için de geçerlidir. Bunlar;

  • Sigara
  • Ailede (birinci derece yakınlarda) 55 yaşından önce kalp krizi geçirme
  • Şeker hastalığı
  • Kilo fazlası
  • Hipertansiyon
  • Yüksek kolesterol
  • Düşük HDL kolesterol (iyi kolesterol)
  • Stres
  • Fiziksel aktivitenin az olduğu hayat tarzı
Bu risk faktörlerinden bir veya daha azı bulunan kişiler düşük risklidir. 2 ile 3 risk faktörü varsa orta, üçten fazla risk faktörü varsa yüksek risklidir. Neyse ki aileden gelen genetik yatkınlık dışında olan risk faktörlerini ortadan kaldırmak elimizdedir.

KALP KRİZİ GENETİK MİDİR?
Kalp krizi çok sayıda risk faktörünün ortak bir sonucudur. Kalp krizi sadece genetik faktörün etkisiyle oluşsaydı, kaçınılmaz bir kader olarak değerlendirilirdi. Oysa tek yumurta ikizlerinde bile (genetik özellikleri neredeyse yüzde 100 benzer olan kişiler) birinde olurken diğeri hiç kalp krizi geçirmeyebilir. Genetik bir alt yapı dış etkenlerle birleştiğinde kalp krizi riski artar.

HANGİ YAŞLAR EN YÜKSEK RİSKLİDİR?
Kalp krizine yol açan ve koroner damarların duvarlarında biriken kolesterol plakları daha çocukluk döneminden başlayarak oluşmaya başlar. Bu plaklar yaş ilerledikçe büyüyerek belli bir hacme ulaştığında komplike olma eğilimi gösterir. Yani koroner damar duvarındaki bu kolesterol yüklü plak, yırtılma ya da ülsere olma eğilimine girer. 20’li yaşlarda bile koroner damar duvarında tespit edilmiş olan kolesterol plakları genellikle 40’lı yaşlarda çatlama, ülsere olma ve aniden damar duvarını bozarak kan pıhtısı ile kan akımının kesilmesine yol açabilir.

Erkeklerde 40’lı yaşlar, kadınlarda ise menopoz sonrası 50’li yaşlar kalp krizi riskinin ciddi olarak artmış olduğu ilk yaşlardır. Yaş ilerledikçe bu risk daha da artar. Bununla birlikte kolesterolden, yüksek beslenme tarzı ve sigara alışkanlığında artış, daha stresli ve düzenli spor yapmayan bir hayat tarzının gençler arasında yaygınlaşması kalp krizi yaşını 30’lu yaşlara kadar indirmektedir. 30-40 yaş arası erkeklerde düzensiz olarak yapılan aşırı zorlayıcı spor (örneğin haftada bir ya da ayda bir iki kez halı saha futbol maçı) riski 5-6 kat artırmaktadır. Buna karşın haftanın en az 4 günü yapılan düzenli egzersiz (hızlı tempolu 45 dakika 1 saat dolayında bir yürüyüş) riski azaltır.

RİSK AZALTICI ÖNLEMLER NELERDİR?
Genetik yatkınlık dışındaki hemen hemen tüm risk faktörleri modifiye edilebilir, hayat tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla belli sınırlar içerisinde kontrol edilebilir faktörlerdir. Bunun için;
  • Sigaranın bırakılması,
  • Kilo fazlasının verilmesi,
  • Kolesterol seviyelerinin normal sınırlarda tutulması
  • Kan basıncının normal seviyelerde tutulması
  • Tuz ve yağdan fakir bir beslenme alışkanlığına geçilmesi
  • Haftanın çoğu günü yapılan düzenli spor aktivitesi
  • alınacak önlemlerdir.

KALP KRİZİ ANINDA NE YAPMAK GEREKİR?
Kalp krizi nedeniyle kaybedilen hastaların yarısından çoğu daha hastaneye ulaşamadan kaybedilmektedir. Bu nedenle kalp krizi belirtileri ortaya çıktığında, kalp hastalıkları uzmanının bulunduğu ve koroner yoğun bakım ünitesi bulunan bir sağlık kuruluşuna en kısa sürede ulaşması gerekir. Koroner damar tıkanıklığı 20 dakikayı geçtiğinde kalp kası hasar görmeye başlar ve ne kadar geç müdahale edilirse, bu hasar o kadar geri dönüşümsüz ve büyük olur. Bu yüzden tedaviye bir an önce başlamak gerekir.

Hastaneye ulaşana kadar geçen sürede kalp krizi şüphesi taşıyan hastaya hemen bir aspirin çiğnetilmesi, hastanın oksijensiz kalmasını ve kalbinin yorulmasını olabildiğince engellemek için 45 derecede yatar pozisyonda dinlenmeye alınarak etrafının boşaltıması gerekir.

Hastaneye ulaşıldığında kalp elektrosu ve yapılan kan tetkikleri neticesinde bir kalp krizi olduğu kesinleştirilirse, hasta hemen koroner yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınacaktır. Uygun ve zamanında yapılan tedaviler kalp krizlerinden kaybı yüzde 30 daha azaltmaktadır.

KALP KRİZİ GEÇİREN BİRİ İLERİDE NELERE DİKKAT ETMELİDİR?
Kalp krizi geçiren bir hasta erken dönemi tamamladıktan sonra kalp kasında oluşan hasarı ciddiyetine göre hastaneden çıkmadan hastanın riski belirlenir ve buna göre bir tedavi planı çizilir. Acil anjioplasti ile müdahale edilmiş ve kalp kasında fazla hasar kalmayan bir hasta 2 gün sonra taburcu edilip bir hafta sonra da işine geri dönebilecek duruma gelebilir. Buna karşın kalp kasında fazla miktarda hasar oluşan hastalarda bu hasarın iyileşmesi bir aya kadar uzayabilir ve bir kısmında kaybedilen kalp kası nedeniyle kalbin pompalama gücü azalarak kalp yetersizliğine yol açabilir.

Uzun dönemde alınması gereken önlemler ise tekrar bir kalp krizi geçirme riskini azaltmak için hayat tarzı değişiklikleri ve kalp koruyucu ilaç tedavilerini içerir.

Bunun için;
  • Doktorun vermiş olduğu tedavi planına uyulmalı
  • Düşük yağ ve tuz içeren diyete uyulmalı
  • İdeal kiloya inilmeli
  • Kolesterol ve tansiyon normal sınırlarda tutulmalı
  • Doktorunuzun önerdiği sıklık ve düzeyde egzersize başlanmalı
  • Sigara içilmemeli
  • İlaçlarınızı yanınızda taşımalı ve hangisinden ne dozda aldığınızı öğrenmeli
  • Düzenli kontroller yaptırılmalı
  • Hangi durumlarda hastaneye tekrar başvurulması gerektiği doktora sorulmalı
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

TEOG sınavı ne zaman? 9 Nisan Cuma tatil mi?
8. sınıf öğrencilerin merakla beklediği TEOG 2. dönem sınavı için geri sayım başladı. 2. Dönem TEOG...

Haberi Oku